Warning: include(wp-includes/page.php): failed to open stream: No such file or directory in E:\vhosts\onturk.com\http\index.php on line 8 Warning: include(): Failed opening 'wp-includes/page.php' for inclusion (include_path='.;C:\php\pear') in E:\vhosts\onturk.com\http\index.php on line 8  Poetik Kaos » Blog Archive » Peki ya Siz Olsaydınız..

Peki ya Siz Olsaydınız..

Gönderen: Poetik Kaos Kategori: Genel Yorum Yaz

Varsayın ki siz bir ülkenin hükümdarısınız ve amansız bir hastalığa tutuluyorsunuz. Tedaviniz için gidiyorsunuz başka bir ülkeye. Uzunca sürecek bir tedavi olacak bu. Farz edelim ki tedavisi 1 yıl sürecek ve siz bunu bile bile gidiyorsunuz. Çünkü eminsiniz, sizi bekleyen bir milletiniz ve o milletin yaşadığı alabildiğince büyük bir toprak parçası var. Gözünüz arkada kalmayaccak hiçbir şekilde.

Tedavi devam ediyor.. Aylar geçiyor.. Ve bir gün size bir mektup geliyor. Ülkenizden, en sevdiğiniz yardımcınız göndermiş. Dönmenizi istiyor.. Aksi takdirde ülkenin elden gideceğini sizin için suların ısındığını belirtiyor. Herkesin arkanızdan konuştuğunu anlatıyor mektup. Yardımcınız her şeye rağmen sizden yardım istiyor ve döneceğinizi umut ediyor..

Dönmüyorsunuz.. Çünkü mantıklısınız ve tedaviniz bitmeden ülkeye dönmenin hiçbir işe yarayamayacağını düşünüyorsunuz. Hâlâ da sonsuz bir şekilde güveniyorsunuz milletinize. Mektuptakilerin abartıdan ibaret olduğunu düşünüyorsunuz. Ardı ardına bir çok mektup daha alıyorsunuz ama aklınız, size iyileşmenizi ve milletinize güvenmenizi söylüyor.

Tedavi devam ediyor.. Bir kaç ay daha geçiyor.. Son aşamalara geliyorsunuz ve nihayet tedaviniz bitiyor. Artık eskisi gibi sağlıklı ve güçlüsünüz. Ülkenize dönmek için toparlanıyorsunuz. Eski otoritenizi elde etmenin zamanı çoktan geldi. Çünkü eskisi gibi o ülkenin hükümdarı olabilecek dirayettesiniz. Yola koyuluyorsunuz ama asıl yolculuk şimdi başlıyor..

Tekrar ülkenizdesiniz.. Hayretler içindesiniz ve korkuyorsunuz.. Ardından büyük bir pişmanlık.. Gelen mektuplar doğruymuş.. Halk tek kişinin hükümdarlığını devirmiş, ülkeye cumhuriyet ve demokrasiyi getirmiş.. Çıkan bir kanunla da sizi ülkenizden atmış ve çok uzaktaki bir memlekete sürmüş. Ülkede durmanız yasak. Aksi halde idam ettirileceksiniz.. Siz o millete aitsiniz ama o millet size ait değil artık.. Sizin kalbiniz ülkeniz ve milletiniz için atmakta fakat siz artık bir haymatlossunuz.. Çünkü milletiniz sizi böyle ilan ediyor ve sürüyor.. Ülkeniz ve milletiniz umurunuzda olmasa bayıla bayıla tatil yapacaksınız ama ne yazık ki ülkenizi ve milletinizi her şeyden çok seviyorsunuz.. Ama vakit geldi, gitmek zorundasınız..
Gittiğiniz her yerde, o ülkenin vatandaşı olduğunuzu ve sadece gezmek amaçlı yollara düştüğünüzü belirtiyorsunuz.. Gerçekte öyle olmasanız bile.. Eskiden kral olduğunuz ülkenin artık vatandaşı dahi değilsiniz.. Yıllar sizin için üzüntü ve acıdan başka bir şey vermiyor. Her gün bir mektup yazıyorsunuz ülkenize, bari bir vatandaş olarak kabul edin beni, bari doğduğum topraklarda öleyim diye yalvarıyorsunuz.. Kimse size aldırmıyor.. Cevap bile gelmiyor. Onlar hayatlarından oldukça memnun. Hükmeden kimse yok, zorlayan kimse yok. Herşey eşit ve âdil.. Sizi kimse aklına bile getirmiyor.

Bundan sonraki hayatınız, ülkenize mektup yazarak ve yalvararak geçiyor.. Ama nafile.. Ülkenize ait güzel anılarla yaşıyorsunuz artık. Yollarını, nehirlerini, evlerini, ormanlarını tam olarak hatırlamakta güçlük çekseniz de, ülkeniz ve milletiniz bir türlü çıkmıyor aklınızdan. Yardımcınızdan gelen o mektupları dinlemediğiniz ve mantığınıza inandığınız için her gün daha da çok pişman oluyorsunuz..

Hayatınız artık sadece ülkeniz ve milletiniz oluyor.. Yıllar geçiyor ama siz onlardan vazgeçmiyorsunuz.. Üzüntüden hasta oluyorsunuz.. Artık ölmeye yakın bir insansınız.. Bari son nefesimi ülkemde vereyim diye son bir mektup yazıyorsunuz. Mektup yola çıkıyor.. Milletiniz çektiklerinizin yeterli olduğunu düşünüyor.. Ülkeye dönmenizi ve hatta sembolik de olsa hükümdar olarak eski yerinizi almanızı istiyor. Cevap mektubu yola çıkıyor. Fakat o mektup hiçbir zaman gideceği yere varmıyor..

Yakalandığınız hastalık bırakın ülkenizde ölmeyi, mutlu ve bir millete ait bir şekilde ölmenizi bile engelliyor.. Ruhunuz bedeninizden yükselirken, son bir kez insanî bir duygu hissediyorsunuz.. Tanıdık bir duygu.. Yine pişmanlık.. Keşke bu kadar üzülüp kendimi paralamasaydım.. Şimdi ülkemde ve hükümdar koltuğunda oturuyor olacaktım diyorsunuz. Fakat artık bir ruhtan ibaretsiniz ve göğe doğru yükseliyorsunuz..
Sizin için her şey bitmiş artık.. Milletiniz ise son görevini yapıyor ve onlar da pişman olmuşçasına, size en görkemli cenaze törenini düzenliyor..

Siz olsanız ne yapardınız..?

İyi geceler..

Oğuzhan..

“Peki ya Siz Olsaydınız..” için 1 Yorum

  1. MeLiKe Demiş ki:

    ya ölüp gitmişim zaten ne yapabilirm ki daha…ondan sonra ne kadar görkemli cenaze töreni düzenleseler ne olacak ki?ben pişmanlık çekip ölmüşüm..onlar da o dertten ölürlerdi heralde…

Yorum Yaz